edirnekomur
Kömür Nedir.?
Kasım 23, 2016
Kasım 25, 2016

Kömür

edirne-komur

Kömür

komur-nedir

kömür nedir

———————————————————————————————————————-

Kömür yanabilen sedimanter organik bir kayadır. Kömür başlıcakarbon, hidrojen ve oksijen gibi elementlerin bileşiminden oluşmuş olup,  diğer kaya tabakalarının arasında damar haline uzunca bir süre (milyonlarca yıl) ısı, basınç ve mikrobiyolojik etkilerin sonucunda meydana gelmiştir. Taşlaşmış karbon kütlesi olan bir cins katı yakıt. Kömür, bir mineral değildir. Çünkü bir oluşum sonucu meydana gelmemiştir. Demir, bakır, çinko, alüminyum veya bunların oksidleri, sülfürleri vb. gibi tabii olarak kendi durumunda var olan bir cevher değildir. Kömür, karbon yönünden zengin (% 65-95 arasında) tabii bir cisimdir. Bileşiminde ayrıca kükürt, demir oksit, alüminyum, kireç, silisyum, oksijen, hidrojen vb. bulunur.

Fiziki özellikleri: Siyah renkte, az çok parıltılı olup, genel olarak düzgün yüzeylidir. Kolayca kırılıp ufalanmaz. Özgül ağırlığı (kg/dm3): 1, 1 (linyit) ile 1, 8 (antrasit) arasında değişir.

 

 

Kömür çeşitleri

Kömürler, gerek meydana geliş zamanları, gerekse bileşimlerindeki karbon miktarı yönünden birbirinden ayrılırlar. Meydana gelişleri eski olan kömürlerin ısıtma değeri de o nisbette yüksektir.

Antrasit: En eski ve karbon yönünden en zengin kömür çeşididir. Meydana geliş tarihi 300 milyon yıl geriye dayanan antrasitteki karbon yüzdesi 90-95’i bulur.

Taş kömürü: Antrasit kadar eski olmamakla beraber 200-250 milyon yıllık bir geçmişe sahib olduğu tahmin edilmektedir. Karbon yüzdesi 80-90’ı bulur.

Linyit: Daha oluşumunu tamamlamamış kömürlerdendir. Tahminen 60 milyon yıl önce meydana gelmeye başlayan linyitte su ve bu arada bir çok yabancı madde de bulunmaktadır. Karbon yüzdesi 65-70 kadardır.

Turba: Bu kömüre daha çok bataklık yerlerde rastlanmaktadır. İçindeki su mikdarı yüksektir. Karbon yüzdesi ise 60’ı geçmez. Turba, henüz karbonlaşma safhasını tamamlamamış genç kömürlerdendir.

Grafit: Grafit, karbon denilen kimyevi maddenin, tabiatta bulunan saf durumudur. Elmas da saf bir karbon olduğu halde aralarındaki fark grafitin kristalsiz bir yapıya sahib oluşudur. Grafit, ark lambası kömürlerinin yapımında ve yağlama maddelerinde kullanılır. Kil ile belirli bir nisbette karıştırılırsa, kalem ucu yapımına yarayan bir madde elde edilir.

Kok: Kok, gerçek anlamda bir kömür değildir. Tabiatta serbest olarak bulunmaz, fabrikalarda taş kömürünün içindeki gazların çıkartılmasından sonra elde edilen kömürdür. Gerek ev sobalarında, gerek yüksek fırınlarda ısıtma gayesiyle kullanılır. Çelik alaşımlarında çeliğin içine gerekli karbonu verme işleminde de faydalanılır.

Kömür yatakları

Kömür katmanlarının jeolojik oluşumu, bize kömürün yer kabuğunun 400 ile 4000 m derinlikleri arasında yayılmış olduğunu göstermektedir. Kömür yataklarına dünyanın hemen hemen her yerinde rastlanır. Polonya Rusya ve Çin, kömür yatakları yönünden dünyanın en zengin ülkeleri arasında sayılırlar. Bazan 5000 kilometre karelik geniş bir alana yayılmış büyük kömür yatakları olduğu gibi, toprak seviyesinden 50-60 m aşağıda işletilmesi kolay kömür yatakları da vardır.

Aydın Ticaret ( Aydın Uçar ) Edirne Kömür Firması, Edirne Kömür Ticaretinde 37 yıl ile Aydın Uçar hizmetinizde.

Kömür madenciliği

İlk olarak M.Ö. Çinliler tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Kömür işletmeciliğine ait dökümanlar 12. yüzyıla aittir. Kömürün yoğun olarak kullanımı ise 18. yüzyılın ikinci yarısına rastlar. Özellikle gelişen sanayi ve endüstri kömür kullanımını arttırmış kömürü önemli bir mineral haline getirmiştir. Kömür demir-çelik sanaiinin hammaddesi olarak kullanılmış ve buharlı motorlarda yakıt olarak kullanılmıştır. Bugün çıkarılan kömürün büyük bölümü ise elektrik üretimi ve çeşitli alanlarda kullanılmaktadır.

Kömür yatakları, aşağı yukarı 250-400 milyon yıl öncesinin sıcak ve nemli iklimlerinde yetişen büyük orman bitkilerinin kalıntılarından meydana gelmiştir. Bu bitkiler, ölerek çürümüş ve zamanla, karaları kaplayan, denizlerin biriktirdiği tortular altına gömülüp katılaşmıştır.

Yüzyıllarca önce Avrupa’da çok büyük ormanlar vardı, ama zamanla bu ormanların yok olması, yakacak olarak odunu çok pahalı bir kaynak haline getirdi. Bu sebeple, kömürün bulunması ve işletilmesi, ekonomik yönden büyük değer kazandı.

On yedinci yüzyılda, kömürün odunun yerini alması, sanayi inkılabının temelini teşkil eder. Kömür ekonomisi ve teknolojisi geliştikçe, madenlerdeki güvenlik meselesi de büyüdü, bu yüzden zaman geçtikçe modern kömür madenciliği metodlarının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması zaruri bir hal aldı. Ancak günümüzde de modern madencilik teknikleri uygulandığı halde bazı memleketlerde çok sayıda işçinin ölümüyle sonuçlanan kazalar olmaktadır.

 

Modern kömür madenciliği metodları

Kömür yatakları, başlıca iki şekilde işletilir.

Yeraltı madenciliği: Açık tavanlı madencilik. Seçilen metod, damarın derinliğine, eğimine ve kalınlığına, birikim konumuna, alan özelliklerine, yüzey topoğrafyasına ve çevre şartlarına göre tesbit edilir.

Açık işletme: Kömür damarları üstündeki toprak tabakası temizlendikten sonra uygulanır. Eskiden kaldırılabilen üst tabaka kalınlığı 30 metreyi geçmezken, günümüzde bunun üç katı kadar toprağın temizlenmesi mümkündür. Bazı açık madenlerde günde 50.000 ton kadar üretim yapılabilmektedir. Bu madenlerde toprağın temizlenmesi işlemi, modern kazı makinalarıyla gerçekleştirilmektedir.

ABD’de “burgu madenciliği” adı verilen özel bir açık tavanlı madencilik tekniği de geliştirilmiştir. Bu usul, üst tabakanın temizlenmesiyle ortaya çıkan kömür damarlarına, paralel delikler açılmakla olur. Bu işte kullanılan burgular, kömür damarını 90 m kadar delen, 0, 6-1, 5 m çapında, büyük matkaplardır. Burguyla kazılan kömür, burgunun kıvrımları boyunca yukarı doğru ilerler ve deliğin ağzından toplanır. Bu çeşit bir işletmede verim, yeraltı madenciliğine göre çok yüksektir. Toplam madencilik giderleri de düşük olup, genellikle, derin kuyu madencilik işletmelerinin dörtte biri kadardır. Bu yüzden açık tavanlı işletmeler, öteki metodlara tercih edilir.

Bununla birlikte açık tavanlı madencilik, çevre üstündeki olumsuz tesirleri sebebiyle mahzurlu bulunmaktadır. Bazı yerlerde, bir dağ tepesinin tamamiyle kaldırılması söz konusu olabilir. Bu, sadece tabiat güzelliğini değil, bölgenin ağaçlanmasını ve tabii hayatı da etkiler. Bunun bir çözümü, açık tavanlı işletmeden kömür çıkarma işi bitirildiğinde, yerleşim merkezlerinden getirilen artıklarla madenin üstünü kapatıp, yeniden ağaçlandırmak olabilir. Dünya kömürünün büyük bir kısmı, yeraltı madenlerinden elde edilir. Bunların bazılarının derinliği 900-1200 metreyi bulur. Söz konusu derinliklerde damarlara, elevatörlerle donatılmış dikey kuyularla inilir. Daha az derinliklerde yer alan damarlarsa yüzeye, eğimli tünellerle bağlanır. Tünellere genellikle konveyörler kurulur.

Yapılan tahminlere göre, dünyada 5544 milyar tonun üzerinde faydalanılabilir kömür rezervlerinin bulunduğu hesaplanmıştır. En son araştırmaların neticelerine göre Türkiye’de 1, 4 milyar ton taşkömürü, 7, 6 milyar ton da linyit kömürü olmak üzere toplam 9 milyar ton kömür varlığı olduğu kabul edilmektedir. Türkiyenin yıllık üretimi dört milyon tonun üzerindedir.

Dünya Kömür Rezervlerinin Kıtalara Göre Dağılımı (Tahmini)

Amerika 2.281 milyar ton

Avrupa 682 milyar ton

Asya 2.110 milyar ton

Afrika 210 milyar ton

Avustralya 21 milyar ton

Ülkemizde üretilen kömür madenleri, Türkiye Kömür İşletmeleri Teşkilatı (TKİ) ile Özel Sektör tarafından üretilmektedir. Yurdumuzda başta Zonguldak olmak üzere Tavşanlı, Ereğli, Kozlu-Kilimli, Çan havzası, Bolu-Mengen, Düzce, Göynük, Malkara (Tekirdağ), Soma, Değirmisaz, Tunçbilek, Balkaya (Erzurum), Şırnak (Siirt), Halifan (Bingöl), Kangal (Sivas), Cizre, Silopi (Mardin), Çeltek (Amasya) havzaları başlıca kömür yataklarıdır.

Kömür, nebatların bataklık alanlarda birikmesi sonucu oluşan tabakaların değişime uğraması neticesi meydana gelmiştir. Bu tabakalar üzerine çeşitli çökeltilerin birikmesi ve arz’ın hareketleri sonucu derinliklere gömülmüştür. Gömülmüş olan bu nebatlar; artan ısı ve basınca maruz kaldıklarında bünyelerinde fiziksel ve kimyasal değişikliğe uğrayarak kömüre dönüşürler. Bu proses milyonlarca yıl içinde gerçekleşerek kömürler organik olgunluklarına göre Linyit, Altbitümlü, Kömür, Bitümlü kömür ve Antrasit tiplerine ayrılırlar. Linyit Linyit, kahverengi kömür de denilen ve tamamına yakını termik santrallerde yakıt olarak kullanılan kömür sıralamasında en alt sırada yer alan bir kömür çeşidir. Tümünü oku (yeni pencerede açılır) ve kısmen AltBitümlü kömürler genellikle yumuşak, kırılgan ve mat görünüştedirler. Bu tip kömürlerin ana özelliği göreceli olarak yüksek nem içerirler ve karbon içerikleri düşüktür. Antrasit ve Bitümlü kömürler ise genellikle seert ve parlak görünüştedirler. Göreceli olarak nem içerikleri düşük olup, karbon oranları yüksektir. Jeolojik olarak kömürlerin yaşları 400 milyon yıl ile 15 milyon yıl arasında değişir. Genellikle yaşlı kömürler daha kalitelidir.

Aydın Ticaret ( Aydın Uçar ) Edirne Kömür Firması, Edirne Kömür Ticaretinde 37 yıl ile Aydın Uçar hizmetinizde.

Tüm Dünyada Günlük Hayatta Kömür Niçin Önemlidir?

Kömür Dünyada en yaşlı bir şekilde bulunan, güvenilir aynı zamanda düşük maliyetlerle elde edilebilen temiz bir fosil yakıtıdır.

Yaygın : Kömür Dünya’da 50 den fazla ülkede üretilmektedir. Kömür rezervleri diğer fosil yakıtlar gibi (petrol ve doğalgaz) Dünya’nın belli bir bölümünde değil fakattüm dünyada yaygın bir şekilde bulunmaktadır.

Emniyetli : Kömür kullanımı, depolaması ve nakliyesi açısından en emniyetli fosil yakıttır.

Güvenilir : Endüstriyel ve diğer alanlarda elektrik enerjisinin rekabetçi fiyatlarla ve güvenilir olarak temini açısından, kömürün Dünyada yaygın bir şekilde bulunuşu ve bir çok ülke tarafından üretiliyor oluşu tedarikde güvenirliliği sağlamaktadır.

Temiz : Temiz Kömür Teknolojileri kullanılarak günümüzde kömür tüm dünyada doğayı doğayı kirletmeden kullanılmaktadır.

Ucuz : Elektrik Enerjisi Üretiminde ucuz ve rekabetçi bir yakıt olması nedeniyle Dünya elektrik üretiminin yaklaşık % 40 ‘ ı kömürden karşılanmaktadır.

Kömür Nedir Nasıl OLuşur ?

Kömür homojen olmayan, kompakt, çoğunlukla lignoselülozik bitki parçalarından meydana gelen, tabakalaşma gösteren, içersinde çoğunlukla C, az miktarda H – O – S ve N elementlerinin bulunduğu ama inorganik (kil, silt, , z elementleri gibi) maddelerinde olabildiği, bataklıklarda oluşan, kahverengi ve siyah renk tonlarında olan, yanabilen, katı fosil organik kütlelerdir. Kömürler yakıt hammaddesi oldukları gibi, değişik amaçlarda (kok yapımı, kimyasal madde üretimi gibi alanlarda) da kullanılırlar.

Kömürler, bataklık ortamlarda, uygun (nemli ve sıcak iklimin bulunması, yeterli organik maddenin ortama gelmesi, bataklık suyunun Ph şartlarının 4-5 civarında bulunması, bataklığın malzeme gelimi ile birlikte aşağı doğru çökelmesi, bataklığın zamana bağlı olarak örtülmesi gibi) şartların sağlanması durumunda, bitki parçalarının bozuşması, parçalanması, bataklık suyu ile bir jel haline gelmesi, bazı kimyasal reaksiyonlar sonucu bu organik malzemenin fiziksel ve kimyasal değişikliklere uğraması sonucu meydana gelirler.

Kömürleri meydana getiren bataklıkların geliştiği ortamlar;

– Deltalar (en kalın kömür damarlarının oluştuğu ortamlardır), – Göller (Göl kıyıları, kalın kömür damarlarının meydana geldiği uygun bataklık ortamlardır), – Lagünler ( Deniz etkisinin olduğu ince kömür damarcıklarını meydana getirirler), – Akarsu taşma ovaları (İnce kömür damarcıklarını oluştururlar).

Kömürleşme (“Coalification”) olayı

Çoğunlukla bitkisel maddeler ya da bitki parçaları uygun bataklık ortamlarda birikip, çökelir ve jeolojik işlevlerle birlikte yer altına gömülürler. Yerin altında, bu organik kütleler, gömüldükten sonra, önceleri gömülmenin oluşturduğu basınç şartları, daha sonrada ortamın ısısal şartlarından etkilenirler. Bu etkilenme sonucu bu organik maddenin bünyesinde fiziksel ve kimyasal değişimler meydana gelir. Önceleri turba olarak adlandırılan ve kömürlerin ataları olarak bilinen bu organik maddeler zamanla daha koyu renklere sahip olur ve daha sert yapıya sahip olurlar. Sıcaklık ve basınç şartlarının bu kütlelere etkimesi sonucu, bu ortamdan, sırasıyla önceleri (turbadan-taşkömürü aşamasına kadar) su ve su buharı, karbon dioksit (CO2), (O2) ve en ileri aşamalarda hidrojen (H2) (antrasit aşamasında) uzaklaşır. Tabii ki bu süreçte ideal şartlar ve ortamın ısısal şartlarının uzun bir dönem içersinde (binlerce yıl) baskın olması ve artması gerekmektedir. yer ısısı her 30 metrede 10 C artmaktadır. Şüphesiz sıcaklık artışı ideal ve normal şartlar için geçerlidir. BU şartların dışında (volkanik faaliyet, fay hareketleri, radyoaktif elementlerin bulunduğu ortamlarda) yerin ısısı olağan üstü bir şekilde ve normalden çok fazla bir şekilde artmaktadır. Yerin ısısı arttıkça önceleri “turba” olarak adlandırılan ama kömür sayılmayan bu organik madde, önce “linyit” daha sonra “alt bitümlü kömür”, sonra “taşkömürü”, “antrasit” ve en sonunda şartlar uygun olursa “grafit” e dönüşür. Bu ilerleyen olgunlaşma sürecine “Kömürleşme (“Coalification”)” denmekte, her seviyeye de “kömürleşme derecesi” (“Rank”)” denmektedir.

Kömürler şüphesiz içlerinde kil, silt, kum ve değişik oranlarda inorganik (mineral) madde bulundururlar. Kömürlerin içersinde bulunan bu inorganik maddeler kömürün kalitesini direkt olarak negatif yönde etkilerler. Bir kömürün kalitesi, kullanıldığı alana göre farklı anlamlar içerebilir. Örneğin; kok imalinde en kaliteli kömür, şişebilen, gözenekli hale gelebilen ve dayanıklı olabilen, okside olmamış kömürler en iyi kömürlerdir.Yakıt hammaddesi olarak kömürün koklaşması bir anlam ifade etmez, en aranan özellik fazla ısısal niteliğe sahip olmasıdır. Kömürü sıvılaştırma işlemine tabi tuttuğumuzda ise en aranan özelliği uçucu maddesinin fazla olası vs. gelmektedir. Ama tümünde inorganik madde istenen bir bileşen değildir.

Kömürlerin (“A.S.T.M”) Sınıflaması

Kömürler bir çok değişik sınıflamalara tabi tutulurlar. Avrupalılar kömürü “sert kömür (linyit üzerindeki kaliteli kömürler)”, “kahverengi kömür” olarak sınıflandırılırlar. En yaygınca kullanılan sınıflama şüphesiz, aşağıdaki çizelgede bulunan A.S.T.M (1983) ve uçucu madde, kalori değerini esas alan sınıflamadır. Bir inorganik maddeyi iyi tanımlayabilmek için bazen bu sınıflamalar yetmemekte ve organik petrografik incelemeleri de dikkate alınmaktadır.

Ancak kömürlerin kömürleşme dereceleri de en doğru şekilde yansıma değerleri ile ortaya konabilmektedir. Bu değerlerin yanında çevre açısından kirletici unsuru olan bazı iz element ıçeriklerinin (Arsenik, Kadmiyum gibi) bilinmesi de önemlidir.

Kömürlerin Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri

Kömürler gevrek, kınlgan, yanabilen, içerisinde organik maddeler dışında değişik özellikte inorganik maddeler de içeren tortul kayaçlar dır. Kömürlerin fiziksel özelliklerinden ziyade halk arasında kimyasal özellikleri çok kullanılmaktadır.

Kömürlerin Fiziksel Özellikleri

Kömürlerin fiziksel özelliklerine kabaca bakılırsa; Yoğunlukları, içerdiklen inorganik madde ve nem oranına bakarak artmasına rağmen 1, 1 ile 2.2 gr/cm3 arasında değişmektedir.

Poroziteleri, kömürleşme derecelerine bağlı olarak % 3 (antrasit) ile % 25 arasında değişmektedir. Sertlikleri (Vickers), 30 (linyit) – 120 (antrasit) kg/mm2 arasında değişmektedir.

Kömürlerin Yansıma Özellikleri

Kömürlerde Rmax, Rmean, Rrandom ve Rmin yansıma değerleri ölçülmektedir. Yansıma değerleri bir havza kömürlerinin gerçek kömürleşme derecelerini bize vermekte, geçmişte geçirmiş oldukları diyajenetik özellikleri (maruz kaldıkları ısısal değerleri) direkt olarak bize sunmaktadırlar.

Kömürlerin Rmax değerleri o ortamın geçmişten, günümüze kadar geçirmiş olduğu en yüksek ısısal değerleri direkt olarak aşağı yukarı vermektedir. Buradan elde edilen bilgiler bize o ortamın ne tür baskılar altında kalmış olduğunu ve ne tür özelliklere sahip olduğunu açıklamaya yardım etmektedir.

Vitrinit yansıma değerlen petrol ve doğal gaz aramalarında kullanılmaktadır. Petrol aramalarında petrol içeren formasyonların üzerindeki, tortul özellikte kayaçlarında bulunan herhangi bir ağaç vs. parçası üzerinde yaptığımız ölçümler bize bu ortam da ne tür hidrokarbon (ağır sıvı, sıvı, gaz, veya hiçbir şeyin) bulunabileceğine veya bulunamayacağına çok büyük yardımlar sağlamaktadır.

Yansıma değerlen kömürün doğal halde, yerin altında bulunma derinliğine bağlı olarak değişebilmektedir. Daha derinde bulunan kömürlerin daha fazla “jeotermal gradyan” dan etkilenmesi yüzünden, daha yüksek kömürleşme değerleri göstermesi doğaldır (“Hilt Yasası”). Kömürlerin yansıma değerini arttıran diğer unsurlar, ortamdaki yerin ısısını arttıran dağ oluşumlan, volkanik faaliyetler, diri fay hareketleri, ortamda bulunabilecek radyoaktif mineraller vs. dır.

Aydın Ticaret ( Aydın Uçar ) Edirne Kömür Firması, Edirne Kömür Ticaretinde 37 yıl ile Aydın Uçar hizmetinizde.

Kömürlerin Fluoresans Özellikleri

Kömürler organik malzemeler oldukları ve bazı organik maddelerin de flüoresans özelliği göstermesinden dolayı flüoresans özellikleri vardır. Kömürlerin flüoresans özellikleri yansıma özellikleri ile tam zıt değerler ortaya koyarlar. Yansıma değerleri düşük olan turba ve kömürlerde flüoresans özellikler tam tersine yüksek değerlerdedir. Kömürleşme derecelen arttıkça, liptinit ve vitrinit’in göstermiş olduğu flüoresans özellikleri de buna paralel şekilde azalmakta ve yüksek kömürleşme seviyelerinde yok olmaktadır.

Liptinitler, daha önce de bahis edildiği gibi, kömürleşme olayına en geç katılan maseraller olduğu için en yüksek flüoresans özellik gösteren maserallerdirler. Bazı semifüzinit’ler haricinde inertinit grubu maseralleri genelde hiç flüoresans özellik göstermezler. Flüoresans ışığın kendisi de parlatılmış örnek üzerine düşürülerek örnek incelenir ve ölçümleri böylece yapılır. Flüoresans değerleri yüksek maddeler daha açık renklerde (açık yeşil vb.), flüoresans değerleri düşük olan maddeler ise daha koyu renklerde (kırmızı, koyu kahverengi gibi) görünürler. Liptinitlerin detay özellikleri ve inorganik maddelerden (kıl vs.) rahatça ayırt edilebilmesi bu metot ile çok daha kolay olabilmektedir.

Kömürlerin buna benzer sergiledikleri bir çok benzer fiziksel özellikleri vardır.

Kömürlerin Kimyasal Özellikleri

Kömürlerin kalitesi ve özelliklerini ortaya koyan kalori (ısısal), kısa ve elementel analizleridir. Bunun yanında kömürlerde iz element analizleri de yapılabilmektedir.

Kömürlerin Kısa (“Proximate”) Analizleri Nem, Uçucu Madde, Kül ve Sabit (“Fıxed”) Karbon analizleridir. Bu analizler bir kömürün petrografik analizler ile birlikte niteliklerini ortaya koyabilmektedir.

Kömürlerin Element (“Ultimate”) Analizleri Kömürler içerisinde bulunan “C”, “S”, “O”, “N”, “H” elementlerinin tesbit analizleridir. Çok özel ve detay araş- tırmalar için yapılabilmektedir.

Kömür analizleri MTA Genel Müdürlüğü Maden Analizleri ve Teknolojisi Dairesinde, TÜBİTAK, demir çelik fabrikaları, bazı kömür işletmeleri (TTK ve bazı TKİ bölge müdürlükleri), Hacettepe ve ODTÜ” gibi bazı özel üni- versitelerimizde ve kuruluşlarımızda yapılabilmektedir.

Kömür Bileşenleri

Kömürlerin Makroskobik Bileşenleri

Bir kömür parçasını elimize aldığımızda onların değişik yüzeylere ve görünümlere sahip olduğunu görürüz. Bazı kömürler kübik bölünmeler (taşkömürlerı) şeklinde ufalanırken, uğrarlar. Turbalarda bitki parçalan (fiteraller) görünürken, bazı kömürlerde kalın, ince parlak ve mat bantlaşmalar görülmektedir.

Bir kömür parçasında üst kısımda bir tabakalaşma düzlemi mevcuttur ve daima, eğer bir kıvrılma, kırılmaya uğramamış veya yer değiştirmeye uğramamışlar ise, yer yüzeyine paralel olacak şekilde, yanı yatay konumda olurlar.

Kömürlerde tabakalaşma düzlemlerine dik olarak ve birbirlerine dik olacak şekilde, yan taraflarda “Klit” (“Cleat”) denilen düzlemler bulunmaktadır. Bunlardan ön veya yüz (“face”) kliti pürüzsüz iken, yan (“butt”) kliti daha pürüzlü durumdadır. Yan klitler ortamın kayaçlarının kıvrım ekselerine paralel olurlar. Klitler ortamın dağ oluşumunu sağlayan faktörlerin etkisinde kalarak oluşurlar yani orojenik kökenlidirler. Klit açıları taşkömürü seviyesinde 90° cıvannda olup, daha düşük kömürleşme seviyelerinde (alt bitümlü kömür ve linyitlerde) bu açı daha küçük veya farklıdır. Antrasitlerde klitlerin sayısı ikiden daha fazla (üç) olup, bunlar bırleşerek konkoidal bölünmeyi sağlamaktadırlar.

Özellikle taşkömürü seviyesinde kömürler bantlı görünümler ortaya koyarlar. Kömürlerin el ile incelendiğinde onlann bantlı, mat, elde is bırakan nitelikte olan bileşenleri onlann “Litotip” olarak adlandırılan birimleridir. Litotipler sonlanna “ain” takısı alırlar. Birbirinden farklı dört litotip mevcuttur. Bunlar Vitren (“Vitrin”), Klaren (“Clarain”), Düren (“Durain”) ve Füzen (“Fusain”) dir. Litotiplerin özellikleri detaylı olarak Çizelge 4’te gösterilmiştir. Çizelge 4’te aynca kil ve kömürün birbirleri ile ilişkili olarak kömürlü kil ve killi kömürler ile ilgili özellikler de mevcuttur.

Kömürlerin Mikroskobik Bileşenleri

Kömür örnekleri parlatılma briketleri yapılarak üstten aydınlatmalı mikroskoplarda incelenmektedir. Kömürlerin bu şekilde incelenmesi örneklerin içindeki tüm detay özelliklerinin rahatça görülmesine yol açmıştır.

Maseraller

Kayaçlardaki en küçük bileşenler olan minerallere benzemesi için, organik maddelerde de en küçük birimlere maseral adı verilmiştir.

Kömürleri meydana getiren maseral ve mineraller bir kömür tabakası boyunca gelişi güzel dağılmazlar. Bunun aksine, eğer etken bir kontrol altın da bulunmuyorlar ise özellikle ortamın biyolojik, kimyasal ve jeolojik işlev- lerine bağlı olarak oluşur ve o ortamda birikirler. Farklı şartlar, farklı özellikte organik malzemenin (veya maseralin) ve minerallerin ortamda bulunmasını sağlar. Farklı şartlarda oluşan ve kökeni de farklı olabilen bu organik maddelerin (maseral’lerin) de şüphesiz farklı fiziksel ve kimyasal özellikleri olabilmektedir.

Maseraller kömürlerde farklı morfolojik yapılar ve farklı fiziksel ve kimyasal özelliklerinden dolayı gruplandırılmışlardır. Sonlarına “init” sözcüğü alırlar. Üç ana maseral grubu vardır. Bu ana gruplar Vitrinit (linyit ve alt bitümlü kömürlerde Huminit), Liptinit (eski Ekzinit) ve İnertinit’tir.

Mikrolitotipler

Maseraller küçük mikro alanlarda (yaklaşık 50 mikronluk alanlarda) bile bazen tek başlarına değildirler ve bir diğer maseraller ile bulunurlar. Bir veya birden fazla bir arada bulunan maseral toplulukları “mikrolitotip” olarak değerlendirilebilirler. Kayaçlarda kayaç birimleri (granit, gnays) gibi kavramlar kömürdeki litotiplere, mineraller de kömürlerde maserallere karşılık gelmektedir. Ama mikrolitotip kavramı litotip ile maseral arasında büyüklüğü olan ve kayaçlarda benzer, belirlenmiş bir tanımı olmayan, mikroskoplar ile incelenebilen bir ara kavramdır. Çizelge 6’da da görülen sınıflamada belirtilmiş bu mikrolitotipler daha ziyade kok dışı amaçlı, özel amaçlarda (kömürlenn oluştukları ortamların belirlenmesinde) kullanılmaktadır. Mikrolitotipler sonlarına maseraldeki “”init””takısı yerine “it” takısı alırlar.

Dünyada kömür

Bilinen kömür yatakları incelendiğinde, Güney ve Kuzey yarımküreler arasında önemli bir farklılık olduğu görülmektedir. Güney yarım küre kömür bakımından oldukça yoksundur. Bunun nedeni

Devosiyen dönem

ve daha önceki dönemlerin alçak ovalarında kömür yataklarını oluşturacak ölçüde kalın bitki depolarının birikmesine elverişli bitkisel yaşamın olmayışıdır. Dünya sıralamasında, en büyük kömür üreticisi ilk beş ülke Çin, ABD, Hindistan, Avustralya ve Güney Afrika’dır. 1991 yılında hazırlanmış tabloya göre bazı ülkelerin kömür rezervleri:

Ülke 	Linyit 	Bitümlü 	Altbitümlü 	Toplam
Almanya 	56.150.000 	23.919.000 	- 	80.069.000
Amerika 	31.963.000 	112.668.000 	95.929.000 	240.560.000
Çin 	18.600.000 	62.200.000 	33.700.000 	114.500.000
SSCB 	100.000.000 	104.000.000 	37.000.000 	241.000.000
Türkiye 	7.339.000 	146.000 	- 	7.485.000

Aydın Ticaret ( Aydın Uçar ) Edirne Kömür Firması, Edirne Kömür Ticaretinde 37 yıl ile Aydın Uçar hizmetinizde.

Türkiyede kömür

Türkiyede kömürün tarihçesi

Türkiye de ilk taşkömürü madenciliği Uzun Mehmet’in 1829 yılında Ereğli’de kömürü bulmasıyla başlamıştır.
İlk fiili üretim ise1848 yılında Hazine-i Hassa tarafından havzanın Galata sarraflarına kiralanmasıyla gerçekleşmiş ve bu idare altında çok ilkel bir çalışma ile 40–50 bin ton civarında kömür üretilmiştir.

Kırım Harbi’nin başlaması ile idare İngilizlere geçmiş, 1864 yılında ise devrin Kaptan-ı Deryası ’na devredilmiş ve bir maden nazırlığı kurulmuştur. Bu devrede havzada büyük gelişmeler olmuş, tren ve dekovil hatları döşenmiş havzanın sınırları tespit edilmiş, kok, briket, ateş tuğlası ve çimento fabrikaları gibi tüketici tesisler kurulmuş ve üretim muntazam artışlarla 1907 yılında 735.000 ton’a erişmiştir. 1. Dünya Savaşı sırasında faaliyet tekrar gerilemiş savaşın sonunda ise havza Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. Bu idare altında istihsal 1920 yılında 570.000 ton’a erişmiştir. Türkiyede antrasit içeren kömür yatağına rastlanmamıştır. En çok rastlanan kömür çeşidi ise linyittir. Türkiye linyit bakımından oldukça zengin bir ülkedir ve toplam 8, 4 milyon ton linyit rezervine sahiptir. Fakat bu rezervin %68’inin ısıl değeri az olduğundan, üretilen linyitler genellikle termik santrallerde kullanılır. Çeşitli derinliklerdeki taşkömürü yatakları ile Ereğli Zonguldak havzası Türkiye nin en önemli taşkömürü havzasıdır. Taşkömürü rezervi ise toplam 1.35 milyar ton dur. Ayrıca hernekadar kalori degeri düşük olsada Elektrik Enerjisi Alanında Türkiye’nin en büyük linyit rezervi Afşin-Elbistan bölgesinde bulunmaktadır.. Türkiye’deki başlıca linyit yatakları:

  • Afşin Elbistan AEL (Afşin Elbistan Linyitleri)
  • Karaisalı ( Adana )
  • Merzifon ve Suluova
  • Mengen ( Bolu )
  • Kükürtlü
  • Eynez ve Işıklar ( Soma – Manisa )
  • Uluçayır ( Divriği – Sivas )
  • Gülşehir ( Nevşehir )
  • Zonguldak

Aydın Ticaret ( Aydın Uçar ) Edirne Kömür Firması, Edirne Kömür Ticaretinde 37 yıl ile Aydın Uçar hizmetinizde.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir